
Demokrasi yerine daha iyi bir yönetim biçimi bulamadığımızdan dolayı bununla yetinmek zorundayız yurdumuzun insanın yaşamında özgürlükten çok güvenlik ve ekonomi daha çok önem kazanıyor, esnaf kredi batağında batmış vatandaş borçlarını ödeyemez duruma gelmiş, memurum işçim sokaklar dökülmüş durumdayken politikacı çıkıp benim demokratik ülkemin refah düzeyi yükselmiş diyor vatandaş dalga geçer gibi söylenip duruyor.
Maalesef demokratik rejimle yöneltildiği söylenen ülkemde insanlar sindirilmiş kobaylaşmış duruma gelmişler bumu demokrasi bumu sistem o yüzden demokrasiye alternatif aramaya başladık belki de havada su dövüyoruz ama en azında çabalayan bir kesim var sesini yalnız kendisi duysa da var
Merak ediyorum demokratik ülkemde demokrasi her bölgeye ayrımı yoksa her şehre ayrımı yoksa yoksa her insana ayrımı var bunu çözemediğim için ülkemde hala maalesef demokrasi denen şeyi arıyorum başbakanın eşi olduğu için değil bir kadının kılık kıyafetinden dolayı birçok kurum ve çevre tarafında potansiyel suçlu olarak görülmesi öyle muamele edilmesini içime sindirmek mümkün değil çok daha fazla hakkı ararken boğuştuğum yaşama mücadelemde özgürlüğüm nereye kadar nerede duracağımı insan ve toplum manzaralarına bakıyorum hareket kabiliyetim demokratik bir düzene uygun değil ekonomik yaşantım hep kısıtlı tek yakın dostum borçlarım olmuş eskide mi şimdi demokrasi var adını koyamıyorum.
İnsanda asıl olması gereken sermaye düzgün kişiliği doğruluğu ve dürüstlüğüdür. Bu sermaye, Kirliliğinin yoğun olduğu ve toplumu esir alacak hale geldiği bu dönemde daha da önem kazanmaktadır. Zaten biliyoruz ki değişmeyen tek şey kişi ne yaparsa kendisine yapar başkasına saygı duyan kendine saygı duymuş demektir;
Türkçülük Kürtçülük Alevcilik dincilik Sağcılık, solculuk, ulusalcılık, laikçilik gibi kılıflar içinde diktatorya özleyenlerin sayısı hiç de az değil
Ağca gibilere sahip çıkanlar, çoğunun ağca ile farkı olmayan dağdakilere yurtsever diyenler Yüzlerce el bombası, LAW silahları, suikast planları yaptığı söylenen Ergenekon diye adlandırılanlara bile sempatiyle bakanlara dünyanın neresinde rastlanabilir ki Kan. Kavga. Yol kes. Adam öldür. Bu gibi hadiselere İsim ve reklam yapma adına Aydın geçinen koca koca adamlar gönüllü avukatlık yapıyorlar.
Çok sesli, çok renkli bir dünyada yaşıyoruz. Daha da renklenecek dünyamız. Farklı düşünceler, farklı öneriler, farklı projelerle çıkacak karşımıza. Sivil toplum kuruluşları ama gerçekten sivil olan ve psikolojik harp dairelerin Terör örgütlerin ve cemaatler tarafından yönetilmeyen kuruluşlar daha etkin hale gelecek. Bireyin hakları genişledikçe bireylerin örgütlenme bilinci de artacak. Başkalarının Ötekileştirmeyen çalışmalar, toplumdaki çok sesliliğe yeni boyutlar katacak.
Daha açıkçası düşünce özgürlüğü yetmeyecek; çünkü düşünmek zaten özgürlüğü kısıtlanamayan bir eylem. Onca baskıcı rejim geldi de insanların düşünmesine engel olabildi mi? Olamaz! Çağımızda düşünce özgürlüğünün ötesi talep edilmekte; yani ifade özgürlüğü esas alınmakta. İnsanlar inandıkları fikirleri rahatlıkla dile getirecek. Tabii ki bu yapılırken Şiddet kin öfke içermeyen ve başkalarının hukukuna riayet edilecek; ancak bu asırda yaşayan herkes şu sosyal gerçeği içine sindirecek: Hiç kimse tek tip insan ya da tek tip toplum önerisini bir başkasına dayatamaz.
Kızmaya, küsmeye, alınıp darılmaya gerek yok. Dünya değişiyor; Türkiye de aynı hızla değişim içinde. Toplum, denetim ve eleştiri hakkını daha etkin kullanacak. Haliyle daha özgürlükçü, daha saygılı, daha kaliteli bir medya talep edecek. Bu talebi karşılamayanlar yok olup gidecek! Bu gerçek söylendiğinde panik ve endişeye kapılanlar, aynaya bakma yerine 'küfretmeye devam' ederlerse. Bu gerçeğe sırt çevirenlerin ayakta kalma hakkı da yok, şansı da...
AÄžCA








