
Sarıçiçek yaylasına ve köylerimize göç başladı kışın şehirlere giden genelde yaşlılar yazın gelmesiyle birlikte köyüne geri dönerler bağ, bahçe ve bostanlara bakarlar haziranda okulların tatil olduğunda gelinler kızlar oğlanlar ve torunların gelmesiyle birlikte köyler şenlenir
kışın ovalarda kalan sürü sahipleri yazın yüksek yaylalara otlak sulak ve serin yerlere göç ederler Yaylaya çıkış, Nisan ayı ortaları, Mayıs sonu arasında değişmektedir. Çıkıştan önce göç hazırlıkları yapılır. Yaylada kullanılacak eşya ve araç gereçler elden geçirilerek göç yükü oluşturulur. Bu yük başta kullanılacak kara çadır gelir. Sonra, yatak yorgan, kilim, keçe, minder, yastık gibi malzemelerle süt sağılacak kaplar, peynir, yoğurt yağ yapımında kullanılan kap kacak, kazan, sıtıl, mutfak araç gereçleri, erzak ve onların konulduğu çuvallar, gaz lambası, ekmek sacı gibi malzemeler, ayrıca bunların yanında yaylada tüketilecek bulgur, dövme, nohut, mercimek, un,tuz, şeker, yağ gibi yiyecekler yer alır.
Göç hazırlıkları önemlidir eskiden herkes kendi Hayvanlarını tanırdı şimdi ise birbirlerine karışmaması için damgalanır, işaretlenir, bakımları yapılır.Çobanlar tutulur.Yükü taşıyacak at ve katır gibi hayvanların da bakımları yapıldıktan sonra kararlaştırılan bir günde göçe başlanır.Günümüzde göç motorlu araçlarla da yapılmaktadır.Aracın gidebildiği yere kadar araçla, onda sonrası hayvanlarla veya yürüyerek gidilmektedir.Genelde göç boyunca at ve katır yük taşımak için kullanılır, insanlar yürür ancak yürüyemeyecek durumda olanlar hayvanlara bindirilir.
Çoban ve Sürü
Baharla birlikte büyük baş hayvanlar, buzağılar, koyunlar, kuzular keçiler oğlaklar, (gıdıklar) öne katılır yaylalara gidilir, hayvanlar yaylaya gidince bir sağ bir sol koşarlar onlar bile hissederler yaylanın bağımsızlığını ve özgürlüğünü altı ay ıssız ve sessiz kalan yaylalar tekrar şenlenmeye başlar, yayla onlar için yeni bir umuda ota, suya ve temiz havaya kavuşmak sürünün daha rahat otlanmasını ve beslenmesi hem de daha verimli olsun hem daha iyi ve et tutsun ve süt versin süt demek yoğurt ayran, peynir,yağ ve çökelek demektir, çoluk çocuk rızkı ve ailenin geçimi demektir.
Davar Ağılı (Hafşo) Gece Sürü Barınağı
Göç sırasında en zor ve yorucu iş sürünün ve özelikle keçilerin kontrolü ve yol üzerindeki bağ, bahçe ve tarlalara girmemeleri, ayrıca arkadan gelen diğer ailelerin sürüleriyle karışmamaları gerek, bunun için bir kişi önde giderek yol gösterirken arkadan gelenler sürünün dağılmasını engeller.
Keçi dünya üzerinde pek çok yerde yetiştirilmekle birlikte en çok Akdeniz ülkeleri ve Ülkemizde beslenmektedir. Keçinin bu bölgelerde yoğun olarak bulunması tesadüfî olmayıp keçinin yetişme,beslenme ve bu bölgenin arazi yapısı iklim ve bitki örtüsüyle örtüşmesi ile yakından ilişkisi vardır.
Keçinin Tırmanma Kabiliyeti
Keçiler diş ve tırnakları kuvvetli, hareketli ve çevik hayvanlardır. Arka ayakları üzerinde dikilerek boylu bitkilerin dal ve yapraklarını yiyebilirler. Diğer hayvanların ulaşamadığı, dağlık, taşlık, kayalık, engebeli, dik ve yamaçlara kolaylıkla tırmanma kabiliyeti yanında her türlü otsu ve odunsu bitkileri yiyebilirler. Bu nedenle beslenme maliyeti az, kanaatkar iklim çeşitlerine ve hastalıklara dayanıklıdırlar. Bu nedenle ot verimi düşük, kırsal kesimlerde yöre halkı için keçi yetiştiriciliği diğer hayvan türlerine göre daha cazip gelmektedir.
Koyun köyümüzde ve yöremizde en çok karaman onda sonrası akkaraman çok az sayıda morkaraman koyun türü besiciliği yapılırdı köyümüz ve yöremizde genelde dağlık olduğundan ve kışı altı ay sürmesi nedeniyle kışın bazı zamanlarda karın üç metreye ulaşması ve birde koyunun az süt vermesinden dolayı çok az tercih edilirdi daha çok keçi tercih edilirdi.
Büyükbaş hayvanlar yani İnekler genelde karasığır ve Hollanda manda fonu ile karasığırın birleştirmesiyle doğan melez türü yaygındı inekler genelde ailenin süt yoğurt yağ ayran gibi ihtiyacını karşılamak için ailenin Kalabalığına göre birkaç tane beslenirdi ticareti çok az yapılırdı doğan buzağı erkek genelde satılırdı dişi ise cinsine göre yeterince süt verimi alınacaksa beslenirdi yoksa oda satılırdı.
Yük taşımak için katır binmek için at çok az sayıda merkep yani eÅŸek bulunurdu katırlar doÄŸum yapmazlar katırları atlar doÄŸurur katırlar çok yönlü kullanırdı göç yükü taşıması kışın hayvanlara verilecek ot yaprak saman bunlara benzer yük taşımacılığı evin odunu buÄŸday bulguru unu bunlara benzer aklınıza ne geliyorsa tümü katırlarla taşınırdı yani bir nevi ÅŸimdiki kamyon gibi at ise çok pahalı idi genelde binmek için alınırdı at o zamanın Mercedes’i idi herkeste bulunmazdı.

Eskiden Yünü Tarakla Taranması
Yaylaya çıkınca ilk iş çadır kurmaktır, çadır, keçilerin kırpılan kıllarının tarakla taranıp kirmanla yün eğrilerek (bükülerek) ip haline getirilmesinden yapılır, Ayrıca,(sehpik) olarak tabir edilen tezgahlarında marifetli kadın, Gelin ve kızların tarafından dokunan kanat olarak tanımlanan çul parçalarının birleştirilmesi sonuncun da meydana gelir.
Yünün Kirmanla (Taşi) İp Yapılması
Normal bir çadır 36m2 (4x9) civarındadır. Çadırın tavanını örten ana parçalara kanat ismi verilir, genişliği yaklaşık 50 cm, uzunluğu ise ortalama 9 metre arasında değişir, ortalama yaklaşık 8 tane kanadın birbirine dikilmesi ile çadırın tavanı meydana gelir.eskiyen veya yırtılanların yerine yenisi dokunur ve değiştirilir.
Çadırın Kanatların Dokuması
Önce çadır kurulacak yere enlemesine ve boylamasına açılır ve yere serilir, çadırın her iki yan, tarafına ve arka bölümüne ve etrafına ağaçtan yapılmış her kanat başına birer kazık toprağa çakılır, çadırın her kanat başına önceden birer ip dikilir, bu ipler yere çakılmış kazıklara uzun ve kısalığı göz kararı ile bağlanır ki çadır havaya kaldırıldığı zaman çadır ayarı yapılsın.
Çadırın havada kalmasını sağlayan ve direk ismi verilen ortalama on altı tane direği mevcuttur. Bu direklere ön orta yan ve arka direk isimleri verilir. bu direklerin boyları iki ikibuçuk ile üç metre arasında değişir. Ön ve ortalar uzun, yan ve arkalar daha kısa olur çadıra takılacak direklerin yerleri daha önceden çadırın tavanında bulunan deliklere halka şeklinde ipler dikilir, bu ipler direklerin başına geçirilir.
Dört beş kişi tarafından ilk önce önden başlanarak sonra orta ve en son arkadaki direkleri yukarıya doğru havaya kaldırılarak çadır havaya kaldırılmış ve kurulmuş olur. Çadır havaya kaldırdıktan sonra uzun olan direklerle kısa olan direkler yer değiştirilerek çadırın dengeli olması sağlanır kazıklara bağlanan ipler gerdirilir böylece çadırın denge ayarı yapılmış olur dışarıdan önden arkadan ve üsten atılan üç adet ip, biz bağ diyoruz, yörede renkli yünlerle örülmüş (kaji) denirdi, önden ve arkadan toprağa çakılmış kazıklara bağlanırdı. Bu ipler çadırın rüzgârın kuvvetli estiği zaman uçmasını engeller
Kara, Oba, ve Yörük, Çadır
Çadırın ön tarafına taşlardan duvar örülür, yanlar kaşalarla çevrilirdi, kaşaklar söğüt kavak ve meşe ağaçlarının dallarından onluk demir kalınlığında ortalama bir metre boyunda iplerle birbirine bağlanarak örülürdü demir parmaklıklar gibi olurlardı, kaşaklar çadırın iç tarafında her iki yanı ve arka tarafı etrafı kaşaklarla çevrilirdi, önüne yere çakılan kazıklara iple bağlanırdı çadırın dış tarafından kaşakların arkası yapraklarla örtülürdü böylece çadır rüzgârdan ve hayvanlardan korunmuş olurdu.
Çadırın içersinde bir dizayn şekli vardır; Çadırın içi kazılırdı, düzgün olması için arka tarafından yerden yirmi santim yükseklikte bir buçuk metre genişliğinde sedir şeklinde yer yapılırdı, baştanbaşa yataklar, döşekler, yorganlar, yastıklar ve bunlara benzer eşyalar burada düzgün bir şekilde üst üste dizilirdi, buna yüklük denir yöremizde ise (ister) denirdi, üstüne kök boyadan el emeği göz nuru ile ninelerimizin, analarımızın, bacılarımızın ve gelinlerimizin ilmek ilmek dokudukları en güzel kilimle örtülürdü. kim ve kimler dokumuşsa bununla övünürdü.
Halı Kilim Dokunması
Çadırın içi üçe bölecek şeklide perdeler asılırdı yünden ve kök boyadan ince iplen ve ince işlemeli el emeği ile dokunmuş perdeler vardır ve bazı yöreler isimleri cicim, zili, bizde de galt denirdi iki adet biri çadırın sağına bir solundaki direklere ayarlanarak asılırdı, ve böylece çadır üçe bölünmüş olurdu güneşin az aldığı tarafa mutfak, orta bölümü oturma ve misafirler için, diğer bölümü de çocukların yatması veya yaşlı hasta varsa onlar için kullanır, giriş bölümünün hemen ön tarafında ocak olurdu ekmek ve yemekler burada pişirilirdi.
Mutfak tarafına yere yassı şekilde taşlar dizilirdi, ilk baştan mutfak için kullanacak kap kacak araç ve gereçler üstüne yerleştirilirdi onun üst yanına (katık) yani yağ peynir çökelek benzeri yiyecekler konurdu, L şeklinde dönersek onun hemen yanına buğday bulgur, un, dövme nohut mercimek ve şeker gibi yiyecek çuvalları konurdu. Yüklüğün Mutfak tarafına çeyiz sandıkları, elbise çuvalları konurdu, O dönemde elbiseler çuvallara konurdu sandıklarda altınlar, paralar ve diğer kıymetli eşyalar saklanırdı. Kilitlenir anahtar evin hanımında kalırdı,
Keçe
Orta ve oturma bölümüne kıldan dokunmuş (palas) adı verilen örtü yere serilirdi onun üzerine oturulacak kısmına nakışlı keçe serilirdi, arka ve yüklük tarafına da yastıklar dizilir şark odası gibi süslenirdi. Sedir bölümündeki ilk Baş direğe evin beyinin silahı, kavalı ve benzer gereçleri asılırdı, Çadırın mutfak bölmesindeki direklere işlemeli torbalar asılırdı, Bu torbalar da evin hanımının günlük kullanacağı malzemeler bulunurdu.
Sevgili dostlar deÄŸerli zompalılar ve yöremizin güzel insanları yöremizde 1960 yılından öncesi birçok köyün yaylaya çıktığını biliyoruz yanıklar ve guraÅŸanların norsuk yaylasına toranların kacaÄŸan’a (nıhale kaçaÄŸan) ve aÅŸağı dejde’lilerin koyundere yaylasına çıktığını biliyoruz ÅŸalyan mıllan abdolar ve kuşçular hakkında ÅŸuana kadar bir bilgi edinemedik bu konuda bilgisi olan varsa bizimle paylaşırlarsa seviniriz yalnız 1960 yıllarında sonra sadece yanıklar ve zompanın yaylaya
çıktığını görüyoruz yanıklar norsuk yaylasına zompamızın da koyun dere yaylasına çıktığını biliyoruz
Köyümüz zompa tam bir göçebe hayatı yaÅŸamış 1.maÄŸara yanı (hele ışkaftan) 2.Osman bage 3 kaçaÄŸan 4. Arge hacı Hüseyin 5 koyundere 6 düze kızılan 7 tarlan bu yedi yere deÄŸiÅŸik zaman ve tarihilerde konaklamışlar önceleri köyün yakınlarına göç etmiÅŸler sanırım daha sonra hayvanlar çoÄŸaldıkça sürüler büyüdükçe daha uzakları göç etmiÅŸler en son düze kızılan ve en çokta koyundere’yı tercih etmiÅŸler bunun nedeni koyun dere’nin otlak serin ve suyunun bol olmasıdır yalnız burada ilginç bir durum söz konusu köyümüz zompanın yılda iki defa yayla hayatı yaÅŸadığına tanık oluyoruz koyun dereden göç ettikten sonra gelip köyün iki kilo metre uzağındaki tarlana tekrar konakladığını biliyoruz buda bir ilk ve zompamıza ayıt bir rekor ve hatta özgün bir durum olsa gerek
Yayla yazın gidilen ve belirli bir süre kalınan yer anlamına gelmektedir, bu tanımı içerisinde Köyün yakınlarında ve çevresinde oluşan her türlü otlu odunsu bitkilerin hayvanlar tarafında yemesini Engellemek bunları biçerek kışın hayvanlara yem olarak vermesini
yazın köyde ekilen bağ bahçe bostan ve tarlaların hayvanlarda koruması yüksek yaylalarda hayvanları otlatma, çeşitli kış hazırlıklarının yapılması serin havada yararlanma, sıcaktan koruma ve çeşitli süt, arıcılık bal ürünleri yapılması, meyve sebze ekilmesi taze ve kurutulup tüketilmesi gibi kavramlar da bulunmaktadır. Günümüzün yaylacılık hayvan besiciliği halen köylünün ve insanların geçim kaynağı olmaya devam ediyor.
Ben özledim ilkbaharda pirvokları içine bıraktığım mehir çorbasını
Ben özledim ilkbaharda üzerine pekmez döktüğüm handorumu
Ben özledim ilkbaharda kavurmalı Yumurtalı Kıfkarıkımı
Ben özledim ilkbaharda yoğurtlu sarmisaklı kengerimi
Ben özledim ilkbaharda yemlikli Gızerlı bulgur pilavımı
Ben özledim ilkbaharda kaymaklı çolurun katmasını
Ben özledim ilkbaharda eriyen karların çağlayan su sesini
Ben özledim ilkbaharda gurlayan gök gürültüsünü
Ben özledim ilkbaharda yağmur suyu la yıkanmayı
Ben özledim ilkbaharda köyümdeki tezek koksunu
Ben özledim ilkbaharda zompa’nın nergis kokusunu
Zompa Çadır Yerleri
AÄžCA






